CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Rıza Erbay, sezaryen yaptıkları gerekçesiyle altı kadın doğum uzmanının altı ay hekimlik yapmasının engellenmesine tepki göstererek, “Bu ceza Türkiye’de sağlık politikalarının geldiği noktayı göstermektedir. Sezaryen oranlarını düşürme hedefi doğru olabilir; ancak bu hedef uğruna hekimleri istatistiklere mahkûm etmek, tıbba da topluma da zarar verir” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Rıza Erbay bakanlığın normal doğumu özendirecek gerekli adımları atmadığını ifade ederek, “Yıllardır dünyada en yüksek sezaryen oranlarına sahip ülkelerden biri olmamıza rağmen, kadınları normal doğuma özendirecek güçlü bir toplumsal eğitim seferberliği yapılmadı. Gebelerin korkularını giderecek etkili bilgilendirme kampanyaları oluşturulmadı. Doğumhaneler, ebe destek sistemi ve doğum koşulları her yönüyle güçlendirilmedi. Ancak bütün bu eksikliklerin hesabını vermek yerine, bugün faturanın hekimlere kesildiğini görüyoruz” açıklamasında bulundu.
CHP’li Prof. Dr. Erbay hiçbir hekimin gereksiz sezaryeni savunmadığını hatırlatarak, “Bir kadın doğum uzmanı doğum salonuna artık yalnızca tıbbi bilgisiyle değil, ceza alma korkusuyla girecekse bunun adı kaliteyi artırmak değil, savunmacı tıp oluşturmaktır. Bu anlayışın kazananı olmaz. Kaybeden; kendisi ve bebeği için en doğru tedaviyi bekleyen anneler olacaktır. Hiç kimse gereksiz sezaryeni savunmuyor. Ancak unutulmamalıdır ki sezaryen bazen bir tercih değil, iki hayatı kurtaran zorunlu bir müdahaledir. Hekimin o kritik anda vereceği kararı istatistik baskısıyla etkilemek, sağlık hizmetinin doğasına aykırıdır” diye konuştu.
Prof. Dr. Erbay şunları kaydetti:
“Bugün altı hekim cezalandırılıyor. Yarın aynı korkuyla hareket edecek yüzlerce kadın doğum uzmanı, “Hastam için en güvenli kararı mı vereyim, yoksa istatistiklerimi mi koruyayım?” ikilemiyle karşı karşıya kalacaktır. İşte asıl tehlike budur.
Sağlık politikası, rakamları makyajlama sanatı değildir. Gerçek başarı; tabelalardaki oranları düşürmek değil, anne ve bebek ölümlerini azaltmak, komplikasyonları önlemek ve hekimlerin bilimsel bağımsızlığını koruyabilmektir.
Toplumu bilinçlendirmeden, sağlık sistemindeki eksiklikleri gidermeden ve doğum hizmetlerini güçlendirmeden yalnızca hekimleri cezalandırmak, sorunu çözmez; sadece yeni mağduriyetler ve yeni riskler üretir.
Hekimleri istatistiklerle yargılayan bir sistem, yarın anneleri ve bebekleri de istatistiklere mahkûm eder. Sağlıkta korkunun değil, bilimin sözü geçmelidir.”